Py Hukuk

İşçilik Alacaklarına İlişkin Davalarda Tanıkların Davalı İşverenlikle Husumeti Bulunması

İŞÇİLİK ALACAKLARINA İLİŞKİN DAVALARDA TANIKLARIN DAVALI İŞVERENLİKLE HUSUMETİ BULUNMASI DURUMUNDA FAZLA MESAİ, HAFTA TATİLİ ve UBGT ALACAKLARININ REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN HUKUKA AYKIRILIĞI HAKKINDA

 

            İşçilik alacaklarına ilişkin ikame edilen davalarda davacı tanıklarının da davalı işverenliğe karşı dava açmış olması durumunda, yazılı bir delil de bulunmaması halinde mahkemelerce işçinin fazla mesai, hafta tatili ve UBGT alacaklarının tümden reddine karar verilmektedir. Bu durum uygulamada özellikle de yurt dışında çalışan işçiler için birçok problemi beraberinde getirmektedir. Söz konusu uygulama işveren karşısında güçsüz konumda olan işçinin menfaatlerinin zedelenmesine sebep olmakta, çoğu zaman da söz konusu alacaklarına kavuşmalarına engel teşkil etmektedir. Bu uygulama sebebi ile yazılı delil ibraz edemeyen işçiler, işverene karşı dava açmayan iş arkadaşları arasından tanık seçmek zorunda bırakılmaktadır. Bu durum da tanık olarak dinlenecek işçinin dava açmasını engellemek gibi bir problemi beraberinde getirmektedir. Tanığın, davacının ikame etmiş olduğu dava dosyasında ifade verecek olması kendi dava açma hakkını elinden alacağımız anlamına gelmemelidir.

 

Özellikle de yurtdışında bulunan inşaat şantiyelerinde yapılan işin niteliği göz önüne alındığında işçilerin çok zor şartlar altında çalıştığı aşikardır. Bu nitelikteki işçilerin, yazılı delil ile ispat edemediği, yalnızca tanık anlatımı ile ispat edebileceği alacaklarına kavuşabilmesi için dinlenen tanıklarda istenen özellikler adeta işçiye bu alacaklarının ödetilmemesi için istenen özelliklerdir.  Zira tanıklar işçi ile hem aynı şantiyelerde çalışacak hem zamanaşımı engeline takılmamak için hizmet süresinin son 5 yılını kapsayacak zamanlarda çalışacak hem de dava açmamış olacaktır.

 

Her ne kadar işverenin de korunması yasa ile güvence altına alınmış ise de işin niteliğine bakıldığında ve işçinin işveren karşısındaki güçsüz konumu dikkate alındığında özellikle de yurtdışında çalışıp 7/24 şantiyede yaşayan işçilerin bir devlet memuru gibi mesai saatlerine bağlı olarak çalışmadığı açıktır. Eğer adil bir yargılama yaparak yasa önünde daha zayıf olduğu kabul edilen işçinin korunması ilkesine riayet etmemiz gerekiyorsa yapılan işin niteliğini göz önüne alıp bu işçinin gerçekten fazla mesai yapmış olabileceği, hafta tatillerinde ve UBGT günlerinde çalıştığına dair kanaatinin oluşup oluşmadığını değerlendirmemizin adalete daha uygun olacağı kanaatindeyiz. En basit anlatımı ile Rusya’da bir inşaat şantiyesini gözümüzün önüne getirecek olursak şantiye şefinin işçilere “Bugün 23 Nisan, izinlisiniz” dediğini düşündüğümüzde bu söylemin ne derece gerçeğe uygun olmadığını hepimiz anlayabiliyoruz. Kaldı ki Türkiye’de dahi çoğu işyerinde resmi tatillerde izin kullandırılmadığı hepimizin bildiği bir gerçektir. Dolayısıyla sadece tanıkların dava ikame etmiş olması işçinin fazla mesai vs ücretlere hak kazanamayacağı anlamına gelmemelidir.

 

Bilindiği gibi uygulamada yazılı delil ile ispat edilmeyen yani sadece tanık anlatımları ile ispat edilen fazla mesai, hafta tatili ve UBGT alacaklarında tanığın yanılma payı, izinli veya raporlu olduğu günler vs de göz önüne alınarak hesaplanan alacak kalemlerinden %30 takdiri indirim yapılmaktadır ki ifadelerde yanılgı söz konusu ise işverenin hak kaybı olmasın. Hali hazırda uygulanan bu takdiri indirim ile işveren menfaatinin zaten korunmakta olduğu açıktır.

 

Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının da talep edildiği bu tip davalarda genelde sonuçta iş akdinin işveren tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshedildiği anlaşıldığından kıdem tazminatını ve ihbar tazminatı hesaplanmaktadır. Ancak salt tanığın davası bulunması sebebi ile fazla mesai, UBGT ve hafta tatili alacaklarının reddine karar verilmektedir. Yani zor şartlar altında yurtdışında çalışmaya giden 7/24 şantiyede kalan gece yarılarına kadar çalışan işçinin iş akdi haksız, bildirimsiz ve hukuka aykırı olarak yani “İş bitti, verilen evrakları imzala yoksa pasaportunu vermeyiz, uçak biletini almayız” tarzında muamelelerle karşılaşılarak feshedilmekte ve iş akdi bu şekilde feshedilen işçilerin çalıştığı süre zarfı boyunca fazla mesai yapmadığı, UBGT günlerinde çalışmadığı, hafta sonları da dinlendiği kabul edilmektedir. Bunun sebebi ise salt tanığın da davasının olmasıdır. Başka bir ifade ile işçinin iş akdini haksız olarak feshetmesine rağmen tazminat ödemelerini yapmaktan imtina eden işveren, çalıştığı süre zarfı boyunca işçiye fazla mesai yaptırmamıştır. Burada ciddi bir çelişki olduğu açıkça ortadır.

 

 Gerçeğe uygun düşünüldüğünde tanıkların dava açmış olmasının işçinin, işveren nezdinde fazla mesai yapmadığı, UBGT günlerinde çalışmadığı, hafta tatillerinde çalışmadığı anlamına gelmeyeceği açıktır. Kaldı ki özellikle de yurtdışında çalışan işçiler yurt dışında faaliyet gösteren Türk firmaları tarafından daha çok tercih edilmekte ve sürekli olarak farklı ülkelere çalışmaya gitmekte yurt dışına çalışmaya gitmektedir. Dolayısıyla tanıklık yapabilecek sınırlı sayıda kişi bulabilmektedirler. Bu durumda önemle belirtmek gerekir ki işçinin, Türkiye’de sabit yerleşimi olan, son beş yıl içerisinde kendisi ile aynı şantiyelerde çalışmış, dava açmayan en az iki tanık bulması takdir edileceği üzere mümkün değildir. Herkes hak arama özgürlüğüne sahiptir. Ne tanıklık yapan kişinin tanık olduğu için dava açması engellenebilir ne de dava ikame eden bir kişi tanıkları da dava ikame etmiş olduğu için birtakım haklarından mahrum kalabilir. Bir an için kötü şartlar altında çalışan ve hiçbir hakkı ödenmeyen bir grup işçi düşünelim. Bu işçilerin hepsi dava ikame etmek isteyecek ve kötü çalışma koşulları ile ödenmeyen işçilik alacaklarının ispatı için bu grup içerisinden tanık göstereceklerdir. Bu durumda hiçbir işçi alacağına kavuşamayacaktır. Zira tanıkların da davası olacaktır. Sonuç olarak iş akitlerini haksız ve hukuka aykırı olarak fesheden işverenler korunacak, işçilere ödemekten imtina ettikleri alacakları ise yanlarına kar  kalacaktır. Bu bilgiler ışığında her ne kadar Yargıtay tarafından böyle bir içtihat oluşturulmuş ise de bu doğrultuda verilen kararların hukuka aykırı olduğu ve uygulamada da sık sık karşılaştığımız üzere mevcut içtihadın değişmesi gerektiği kanaatindeyiz. Zira uygulamada mevcut olan takdiri indirim hakkının da uygulanması ile söz konusu problem ortadan kaldırılabilir. Tanığın davalı ile husumeti var ise hesaplanan fazla mesai, ubgt ve hafta tatili ücretlerine takdiri indirim uygulanmasının, bu alacakların tümden reddedilmesinden daha hakkaniyetli olacağı kanaatindeyiz. 

Web TasarımGüzida Bilgi Teknolojileri A.Ş.